İçses Çığlık Atarken

24 Kasım

Neredeyim, nerelerdeyim?

Yazacak çok post, değinecek fazlasıyla konu varken ben içimde garip bir heyecanla oturmuş bu yazıyı yazıyorum. Bir es verip çığlık atmazsam bu durağanlık devam edecek. Kendimi biliyorum. İyisi mi ben bir ufak çığlıkla içimdeki statik depremlerin faylarını kırarak daha büyüğünün önüne geçeyim...

Minimalizm sanıldığı gibi üç eşya atayım, beş insan eleyeyim, biraz da sade giyineyim değil. Ha moda haline getirenler, bir furya olarak görenler, entellektüelliğin yeni yüzü olarak sunup ucundan bir tutayım da ilerde işime yarar diye düşünenler olabilir elbet saygım sonsuz, hayat zaten baktığınız açıya göre, gönül gözünüze göre farklı anlamlandırılabilir. Herkesin hayatına kimse karışamaz neticede ;)

Ama ben yolun bambaşka bir kıyısındayım. Bu yönünü de yazmalıyım, tüm iyi yönler gibi, harika hissettiren duygular gibi dibe batıranların da olduğunu kabullenmeliyim/kabullenmelisiniz. Huzur zaten dengede kalabilene değil mi? Dengemi bulabilmek için terazim bir aşağı vuruyor, bir yukarı sıçrıyor. Tam olarak ruhumun halini anlatacak cümle bu...

Sandığımdan çok daha derinmiş ruhun kuyuları... Ekilenler, biçilenler, yanlış hasatlar... Çığlık çığlığa bağırarak yırtarmış insan kabuğunu, doğum gibi...

Maddiyattan arınmaya başladıkça, maneviyatın ayak seslerini duyar oldum. Hala tam olarak kulak kabartabilmiş değilim, sesler, düşünceler o kadar yoğun ki tutup birini çekip çözümleyip diğerine geçemiyorum. Hangisi önceliği hakediyor karar veremiyorum. Birine elimi versem öteki kolumdan çekiyor, diğeri yüreğime yapışıyor...

En son iki yıl önce yaşadığım migren atakları başladı, kafam bazı günler patlayacak gibi oluyor. Kendimle tanışmak zormuş ama keyifli. İnsan kendini hem iyi yönleriyle hem kötü yönleriyle sevmeli, öyle değil mi...


Her gün hiçbir şey yapmadan düşüncelerimi serbest bıraktığım şu 15 dakikalara sığamıyorum. İlk zamanlar güzel çocukluk anıları aklıma gelirken tatlı kokular üşüşürdü burnumun ucuna. Bu anılarla aralandı tozlu çekmeceler sonra derinleşmeye başladı. Açıldı Pandora'nın kutusu anlayacağınız. Doğumda böyle başlamıyor mu zaten sonunda pembecik bir bebek alınmıyor mu kucağa... Doğru yoldayım demek ki...

Şu aralar bende kaçıp gitme isteği, hiç bilmediğim ülkenin sokaklarında amaçsızca dolaşma, yeni hayatlara pencereden tanık olma -zira yeni ilişkilere enerjim yok- son zamanlarımı ele geçiren duyguların dışında bambaşka duygulara sığınma... Korku mesela dar sokaklarda kaybolma korkusu ile karışık heyecan... Ama kendinden kaçılmıyor, o yüzden durup tüm bu duygularla beraber akabilmeyi öğrenmeliyim.

Sular ne zaman durulur bilinmez ama önce iyice bir bulanacağı kesin...

You Might Also Like

0 yorum

GOODREADS

ETİKETLER

sade bir yaşam minimalist yaşam minimalizm minimalist giyim tarzı kapsül gardırop minimal ebeveynlik minimalist anne baba minimalist ebeveynler içses kapsül dolap sade giyim tarzı sade yaşamak sağlıklı beslenme sağlıklı yaşam sevgili sade günlük sürdürülebilir yaşam sürdürülebilir çevre 2017 daha sade bir hayat doğa dostu adımlar gardırop detoksu gardırop devrimi içsel yolculuk çevre dostu 21 gün kuralı 30 günde sade bir yaşam alışkanlıkları değiştirmek alışveriş listesi alışveriş çılgınlığı alışveriş çılgınlığı ile başa çıkma az ile yetinmek az çoktur ağaç dikmek bahar gardırobu basit yaşam bağımlılıktan kurtulmak bebekler için peynir bez torba bir hırka capsule wardrobe capsule wardrobe nedir cruelty free decluttering challenge derle topla rahatla değişim kitapları diş fırçası don miguel ruiz doğa doğa dostu doğada çözünür poşet doğal dört anlaşma eco friendly ek gıda el emeği hediye ertelememek ev düzenleme ev işlerine yardım evde etkinlik evde peynir yapımı eşya azaltma farkındalık fomo gönül gözü haftalık yemek planlayıcısı hayatı sadeleştirmek için hayvanlar üzerinde test yapmayan humble brush ilham verenler insan ilişkileri insan ne ile yaşar israf kendi kendine yetebilme becerisi kişisel gelişim kozmetik içerikleri kozmetik ürünler less is more marie kondo meditasyon minimal kitaplık minimalist challenge motivasyon mutluluk ne tüketiyorsunuz nefes nefes almak nomofobi nutella okunması gereken kitaplar oniomania orangutanlar oxo-biodegradable palm yağı plastik naylon poşet kullanımı raf ömrü sade bir anne sade bir günlük sade ebeveynlik sade hayat sade kütüphane sade mutfak sade yaşam alanı sadeleşmek sağlıklı tarifler sosyal medya bağımlılığı sosyal sorumluluk stresle başa çıkmak sıfır atık yaşam tatlı krizleri temiz kozmetik terapi test yapan markalar tolstoy toltek bilgelik kitabı weed out yout closet yavaşlamak yağmur ormanları yeni yıl dilekleri yılbaşı ağacı fikirleri zamanı tüketmek zararlı kimyasallar zero waste home zero waste lifestyle zero waste living zihinsel minimalizm. sorumlulukları azaltmak çocuklarla evde neler yapılabilir çocuğa sorumluluk vermek çocuğa yetinmeyi öğretmek örgü örmek şekersiz hayat

Subscribe