İnsan İlişkilerinde Sadeleşme

28 Ekim

İnsan ilişkilerinde sadeleşme denilince pek çoğumuzun aklına; 'her ne sebeple olursa olsun beni huzursuz eden, bana bir şey katmayan, sebebini bulup yerine yerleştiremediğim tutarsız davranışları ve sözleri ile bende düşünce kalabalığı yaratan o kişiyi hayatımdan çıkarmalıyım' kalıbı geliyor öyle değil mi?


Elinden geleni yapmışsındır -ki bu genellikle tek taraflı vericilik sonucu iyi niyetin fazlası ile kullanılıp değersiz hissetmeye kadar gider- karşındaki kişi hayatına bir şeyler katmak yerine karadelik misali enerjini sömürmüş ve ilişkiniz çoktan arkadaşlıktan çıkıp, uzaklaşma boyutunu aşmış arkana bakmadan kaçma isteği uyandırma noktasına gelmiştir. Yakın zamana kadar benim içinde öyleydi.



Taa ki özel hayatımda, iş hayatımda ya da arkadaş çevremde olan o kişiyle arama mesafe koyduğumda -aynı ortamda bulunmak zorunda değilsem hayatımdan çıkardığımda- yerine silüeti değişmiş ama özü aynı olan bir yenisinin mantar gibi bitmekte gecikmediğini farkedene kadar. Bu farkındalıkla birlikte hep de beni mi bulur kardeşim düşüncesi neden beni buluyorlar sorusuna dönüştü. İlk etapta doğrudan yaşanan olaya odaklanıp anlamlandırmaya çalıştığım için bu soru hep cevapsız kaldı.

Sonraları gördüm ki bu insanların her biri aynı amaca hizmet ediyor, işaret ettikleri şey benim eksik yönüm. Beni rahatsız eden noktayı olaylardan bağımsız olarak ele alıp, kişinin huyuna sergilediği davranışa ve bu kişinin bana getirdiği mesajı kavramaya odaklandım. Bana nasıl davranıldığı değil, bu davranışlar karşısında benim tutumumdu önemli olan.

Bilinç altı düşüncelerimiz, bilince çıkmadıkça karşımıza kader olarak çıkar.
-Carl Jung-


Bu tutum tabii ki karşınızdaki kişinin davranışlarını sihirli değnek değmişçesine tümden değiştirmeyecek ancak hayatınızda olmayı hakediyorsa müşterekte buluşmak için o da sizi olduğunuz halinizle kabullenip yanınızda yer alacaktır. Aksi oluyorsa yapılması gereken size geleni alıp, ruh olarak büyüyüp (yalnızca bedenen değil ruhen de büyüyoruz) yolunuza devam etmektir. Ancak bu noktada da önemli olan 'bağışlayıp' kendinize yük etmeden tam anlamı ile hayatınızdan çıkarabilmek. Bu da kişinin önce kendini affedebilmesi ile başlıyor. Mağdur rolünü benimseyip, iyi niyetim şöyle kullanıldı bana böyle davrandı, hiç haketmemiştim vs gibi sesleri susturmayı başaramazsan dersini veremiyor aynı tür insanları kendine çekmeye devam ediyorsun. Bunu aştığın anda o insanı affedememen için hiçbir sebep kalmıyor. Bağışlama duygusu kadar hafifleten, zihni ferahlatan, kendini güçlü ve başarmış hissettiren bir şey daha var mı bilmiyorum.

Hayatıma dokunan her insana önce yoldaş, eğer adını koyamadığım hislere bürünüyorsam da mesaj olarak bakıyorum. Yine de her insanın anlaşamayacağını bildiği, ister istemez kendini arkadaşlığından kaçarken bulduğu insan özellikleri vardır. Benimkiler şöyle;

'Rekabetçi'
Arkadaşım dediğimi asla rakibim olarak göremem, bildiğimi paylaşır bilgi alışverişi yapmaktan zevk duyarım. Ancak amiyane tabirle ortaya yem atıp sizin fikirlerinizi alan, sonra da bu konu hakkında fikri olmadığını savunan insanla asla yakın olamam. Rekabet er yada geç kıskançlıktan beslenmeye başlıyor çünkü...

'Kötümser'
O kadar olumsuzdur ki keyifli zaman geçirmek için görüşürsünüz, dert babası olup evinize dönersiniz.

'Çok bilmiş'
Her şeyi o biliyordur, çünkü o mükemmeldir. O okur, o araştırır, o deneyimler, o iş kesinlikle öyle olmaz böyle olur. Siz her ne sunarsanız sunun onun dediği doğrudur.

'Net olmayan'
Arkana bile bakmadan kaçmak istersin. Düz bir insansanız sözünüzün eriyseniz yandınız. Bir gün önce konuştuğunuz şey değişir de siz yanlış anlamış olursunuz. Çünkü önce ortaya bir şey atar, sonra o öyle demek istememiştir olur, zaten o hiçbir zaman öyle bir şey söylemez!

'Politik'
Sağ gösterip sol vurur. Hesapçıdır, planlıdır, her sohbet sonrası tongaya düşme hissi yaratır. Kendi içinde bak bak bak olayı nasıl da şuraya getirdi der şaşar kalırsın.

'Duygularını paylaşmayanlar'
Herkesin duygularını düşüncelerini irdeleyip, insanı çapraz sorguya alıp kendi duygularını ölümüne saklayan tipler. Merhaba yerine şöyle yazmışsın hayırdır tatlımla iletişime geçerler. Bu arada tatlım sözcüğü yalnızca bende mi samimiyetsizlik hissi uyandırıyor? (burada göz deviren emoji kullanmak isterdim ;))

'Çok safım ben diyenler'
Hep saftır, hep naziktir, hep iyi niyetlidir ama asla şu neden böyle oldu ki diyemezsin. O safın içinden bir panter Emel çıkar, dillerime eşek arısı soksaydı daha iyiydi dedirtir.

İşin şakası bir yana, tabii ki bu özelliklere sahip olduğu için insanları yaftalayıp uzaklaşmıyorum ama böyle insanlara temkinli yaklaştığımı ve sonunda da yanıltmadıklarını üzülerek söylemeliyim.

İnsan ilişkileri çok çetrefilli, yeni deneyimlerle bu yazı pek çok kez düzenleneceğe benziyor :)

Büyüklerimiz gibi 'Allah karşımıza iyi insanlar çıkarsın' demekten kendimi alıkoyamayacağım.

Sadelik ve sevgiyle ^.^

Fotoğraf buradan

You Might Also Like

2 yorum

  1. Merhaba,
    Sizi ilgiyle takip ediyorum.
    Bloguma sadeleşme sürecimle ilgili yazdım.. Sizi de takip ettiğimi yazdım yazımda..
    sevgiler
    http://loveandsmile.wordpress.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Hoşgeldiniz çok memnun oldum. Hemen bakıyorum bloğunuza, teşekkür ediyorum paylaşmaya değer bulduğunuz için.
      Sadelik ve sevgiyle

      Sil

GOODREADS

ETİKETLER

sade bir yaşam minimalist yaşam minimalizm minimalist giyim tarzı kapsül gardırop minimal ebeveynlik minimalist anne baba minimalist ebeveynler içses kapsül dolap sade giyim tarzı sade yaşamak sağlıklı beslenme sağlıklı yaşam sevgili sade günlük sürdürülebilir yaşam sürdürülebilir çevre 2017 daha sade bir hayat doğa dostu adımlar gardırop detoksu gardırop devrimi içsel yolculuk çevre dostu 21 gün kuralı 30 günde sade bir yaşam alışkanlıkları değiştirmek alışveriş listesi alışveriş çılgınlığı alışveriş çılgınlığı ile başa çıkma az ile yetinmek az çoktur ağaç dikmek bahar gardırobu basit yaşam bağımlılıktan kurtulmak bebekler için peynir bez torba bir hırka capsule wardrobe capsule wardrobe nedir cruelty free decluttering challenge derle topla rahatla değişim kitapları diş fırçası don miguel ruiz doğa doğa dostu doğada çözünür poşet doğal dört anlaşma eco friendly ek gıda el emeği hediye ertelememek ev düzenleme ev işlerine yardım evde etkinlik evde peynir yapımı eşya azaltma farkındalık fomo gönül gözü haftalık yemek planlayıcısı hayatı sadeleştirmek için hayvanlar üzerinde test yapmayan humble brush ilham verenler insan ilişkileri insan ne ile yaşar israf kendi kendine yetebilme becerisi kişisel gelişim kozmetik içerikleri kozmetik ürünler less is more marie kondo meditasyon minimal kitaplık minimalist challenge motivasyon mutluluk ne tüketiyorsunuz nefes nefes almak nomofobi nutella okunması gereken kitaplar oniomania orangutanlar oxo-biodegradable palm yağı plastik naylon poşet kullanımı raf ömrü sade bir anne sade bir günlük sade ebeveynlik sade hayat sade kütüphane sade mutfak sade yaşam alanı sadeleşmek sağlıklı tarifler sosyal medya bağımlılığı sosyal sorumluluk stresle başa çıkmak sıfır atık yaşam tatlı krizleri temiz kozmetik terapi test yapan markalar tolstoy toltek bilgelik kitabı weed out yout closet yavaşlamak yağmur ormanları yeni yıl dilekleri yılbaşı ağacı fikirleri zamanı tüketmek zararlı kimyasallar zero waste home zero waste lifestyle zero waste living zihinsel minimalizm. sorumlulukları azaltmak çocuklarla evde neler yapılabilir çocuğa sorumluluk vermek çocuğa yetinmeyi öğretmek örgü örmek şekersiz hayat

Subscribe